En Zor Üniversite Bölümü Hangisi?
Bazen üniversite hayatında bir bölüm seçmek, bir ömür boyu sürecek bir yolculuğun başlangıcı gibi gelir. O kadar büyük bir karar ki, yanlış yapmaktan korkuyorsun. Hangi bölümün “en zor” olduğunu düşünürken, aklıma geçmişteki bir anım geldi. O an, hangi bölümün en zor olduğunu sadece ders notlarıyla değil, yaşadığın zorluklarla, duygusal çalkantılarla ölçmeye başlamıştım. Ve bir soru kafama takılmıştı: Gerçekten en zor üniversite bölümü hangisi?
Kayseri’den Bir Başlangıç
Kayseri’de bir kasaba atmosferinde büyüdüm. Ailem, her zaman en iyi eğitimim için dua etti, ama içlerinde bir korku vardı: Benim üniversiteye nasıl gideceğim? Çünkü ben her zaman kafamda çok büyük hayaller kuran, bazen de abartılı düşler peşinden giden bir çocuktum. O yüzden, sınavlarda ya da okulda karşılaştığım zorluklar bir hayli büyüktü. Küçük yaşlarımda annem bana çok fazla övgüde bulunurdu, ama bir taraftan da “İyi bir üniversite kazanmadan hiçbir şeyin anlamı yok” diyerek üzerimde hep bir baskı kurardı. O dönem hep o soruyu düşünürdüm: En zor üniversite bölümü hangisi?
Bir gün, Kayseri’nin sokaklarında dolaşırken bu soruyu kafamda tekrar canlandırdım. O kadar çok bölüm vardı ki, her biri kendine göre zor gözüküyordu. Kimisi tıp diyordu, kimisi mühendislik, kimisi de hukuk. Herkesin bambaşka bir fikri vardı. Ama ben, o an, işin sadece zorlukla ilgili olmadığını fark etmeye başladım. Zorluk, her insanın kendi yolculuğuna göre farklı bir şeydi.
Bir Gün, Zorluğun İçine Adım Atmak
Üniversiteye başlama kararımı aldım. Hangi bölümü seçeceğime ise bir türlü karar veremedim. Lise boyunca “sosyal bilimler” ilgimi çekmişti ama bir yandan da matematik, fizik gibi derslerde başarılıydım. Kayseri’den İstanbul’a taşınmıştım ve her gün “Doğru bölümü seçebilecek miyim?” korkusuyla uyanıyordum. O an, çok yoğun bir kaygı hissettim. Çünkü üniversiteye başlamak, hayatımın en büyük adımlarından biriydi.
Ve sonra bir gün, İstanbul’daki o ilk sınıfa girdim. O kadar heyecanlıydım ki, kalbim hızla atıyordu. “Zorluklar nereye kadar devam eder?” diye düşünürken, ilk dersimle karşılaştım. Öğrenciler arasında zaten çok başarılı görünen bir grup vardı. Tüm derslerde bir yarış vardı ve ben o yarışa nasıl ayak uyduracağımı bilmiyordum. O gün, bölümümün ve üniversitenin bana sunduğu “zorluk” gerçekten gerçek oldu. İnsanlar sürekli bu soruyu soruyordu: En zor üniversite bölümü hangisi? Ama o an, sadece bir dersin ilk dakikalarında bunun yanıtını bulmak zorunda olduğumu hissettim.
Bölümün Gerçek Zorluğu: Kendini Kaybetmek
İlk sınavımda yaşadığım o korkuyu unutamıyorum. Başımda yıllardır o kadar çok baskı vardı ki, her bir ders, bana yeni bir engel gibi geliyordu. “En zor üniversite bölümü hangisi?” sorusu artık sadece başkalarının sorusu değildi; bu, kendi içimde de en zor bölümü seçmiş olmanın verdiği kaygıyı taşıyordu. Ama aslında bölüme başlamadan önce öğrendiğim bir şey vardı: En zor olan bölüm, başlamak değil, devam edebilmekti.
Bir gün, ders çalışırken, arkadaşlarımdan biri bana dönüp “Nasıl gidiyor? Zorlanıyor musun?” diye sordu. O anda bir içsel boşluk hissettim. Çünkü içimde kaybolan bir şey vardı; bir tutku, bir hayal. Her gün dersler, sınavlar ve projeler arasında kayboluyordum. O an fark ettim: Zorluk, sadece derslerin zorluğunda değildi. Gerçek zorluk, içindeki heyecanı kaybetmek, o üniversiteye başlamadan önceki umutlarını yavaşça yok etmekti.
Duygusal Bir Çöküş: Zayıf Olduğumu Hissetmek
Birçok gün, kendimi zayıf hissettim. Öğrencilik hayatımda o kadar çok başarısızlık yaşadım ki, bazen “Gerçekten bunu yapabilecek miyim?” diye düşündüm. Zorluklar birikmeye başladıkça, bir şey fark ettim: Kendimi güçsüz hissettiğimde, o an bana en zor bölüm ne olursa olsun, o an zayıf hissediyordum. O duyguyu yutmak, her geçen gün biraz daha zorlaşıyordu. Çünkü okul, hayatın bir parçasıydı ama hayatta kalmak için okulu geçmek, sadece sınavlardan geçmek değildi. O an anlamıştım: Gerçek zorluk, hayatta kalmak için ruhunu kaybetmemekti.
Bir dönem, içimdeki bu kaygılarla boğuşurken, “En zor üniversite bölümü hangisi?” sorusunun yanıtı da değişmişti. Her bölüm kendine göre zordu, ama insanın o bölümde kendini kaybetmeden kalabilmesi, belki de en zoruydu. Zorluklar, derslerdeki sınavlardan ya da projelerden daha fazlasıydı. Zorluk, zamanla içindeki umutları yitirmemekti.
Geleceğe Bakarken: Zorlukların Üstesinden Gelmek
Günler geçtikçe, içimde bir değişim başlamaya başladı. Zorluklar, kaygılar, başarısızlıklar beni yavaşça güçlendirdi. Bu süreç, sadece derslerin zorluğu ile ilgili değildi. Kendimi kaybetmeden, hayatta kalabilmek, gerçek gücü bulmak demekti. Şimdi, üniversiteyi bitirmek üzereyken, bir kez daha o soruyu soruyorum: En zor üniversite bölümü hangisi? Cevabım değişti; en zor üniversite bölümü, içindeki hayalleri kaybetmeden devam etmekti.
Hayat, hiç beklemediğim zorluklarla geldi. Ama her zorluk, biraz daha büyümemi sağladı. Zorluk, sadece derslerle değil, içsel gücümle ilgiliydi. Şimdi, geçmişe dönüp bakınca, bu soruya daha sağlam bir yanıtım var. En zor üniversite bölümü, hayatta kalmayı ve içindeki gücü bulmayı başarmaktı.
Ve belki de bir gün, sen de bu yolculuğa çıktığında, aynı soruyu kendine soracaksın: En zor üniversite bölümü hangisi? Ama unutma, gerçek zorluk, kendi gücünü keşfetmektir.