İçeriğe geç

Kapısını aralamak ne demek ?

Kapısını Aralamak Ne Demek?

İzmir’de yaşamanın getirdiği bir avantaj var: İnsanlar burada gerçekten rahat. Herkesin derdi bir şekilde halledilir, insanlar genellikle yüzlerinden gülücükleri eksik etmez. Ama gelin görün ki, bu rahatlık bazen bazı “kapıları aralamak” gibi çok derin bir soruya dönüşebiliyor. Hani, insan bazen öyle bir durumda kalıyor ki, bir bakıyorsun, gözlerini dikip o “kapısını aralamak” deyimini sorgulamaya başlıyorsun. “Kapısını aralamak ne demek?” diye düşündüğümde, bir anda başımda dönen şüpheci düşüncelerle yüzleşiyorum. Ama tabii, yazarken de kendimi fazla ciddiye almıyorum. Sonuçta, sadece bir espri değil, biraz da derin düşünme süreci… Hadi, biraz eğlenelim.

Kapısını Aralamak: Bir Felsefi Duruş

Bana kalırsa, “kapısını aralamak” deyimi, hayatın her alanında karşılaştığımız fırsatlara, risklere, ve tabii ki o esnada duyduğumuz korku ve cesaret karışımına bir gönderme yapıyor. Çoğu insan, “kapısını aralamak” kelimesini ilk duyduğunda, “Bunu ne demek ki?” diye düşünüyor. Ben de zaman zaman düşünüyorum. Ama sonra anlıyorum ki, aslında bu deyim, biraz da hayatın garip, beklenmedik halleriyle karşılaşma cesaretiyle ilgili.

Mesela, bir gün, arkadaşım Erdal ile bir kafede oturuyoruz.

Erdal: “Biliyor musun, geçenlerde birine ‘kapısını araladım’ dedim. Hani o, işte, biriyle tanışmak için, konuşmak için falan…”

Ben: “Ha! Hani o ‘yavaşça kapıyı aralayıp içeriye girmek’ gibi bir şey mi?”

Erdal: “Evet! Ama benimle dalga geçti ya, ‘ya kapıyı kırıp içeri mi girmeliydin?’ dedi. Ne alaka? Adam resmen 1980’ler filmi gibi düşündü.”

Ben: “Bence, senin kapıyı yavaşça aralaman birinin burnuna kadar gitmek gibi. Bu dünyada kimse sadece ‘kapı aralayıp’ gitmiyor. Bence ‘kapısını aralamak’, bazı şeyleri denemek, ama o riskin içinde de bir korku taşımak.”

Erdal: “Açıkçası, fazla derin gitme bence. Bence sadece birine bir şey söylemeye çalışıyordum, anladın mı?”

Ben: “Anladım ama bak, hayat da öyle, bazen bir şey söylüyorsun, sonra bir anda 3 saatlik düşünme çukuruna düşüyorsun.”

Gerçekten de bazen birine kapıyı aralamak, küçük bir adım gibi görünse de, nereye gideceğini kestiremediğin bir yolculuğa çıkmak gibi olabiliyor.

Kapısını Aralamak ve İlişkiler

Hadi, biraz daha ciddileşelim… Ama sadece biraz. Kapısını aralamak, aslında insan ilişkilerinde de sıkça kullanabileceğimiz bir deyim. Düşünsene, birine mesaj atmak, birini aramak, birine açılmak… Bütün bunlar, kapıyı aralamak gibi bir şey. Kimisi cesurca kapıyı çat diye açar, kimisi ise bir an önce gitsin diye yavaşça aralar.

Bazen, “Kapısını aralamak” dediğimiz şey, aslında birinin kalbini aralamakla da eşdeğer. Kimileri buna cesaret eder, kimileri ise kapıyı ne kadar aralasalar da, arkasındaki karanlık, onları bir adım daha atmaya korkutur. Bu da bir yerde, ilişkilerdeki korkunun ve cesaretin bir temsili gibi.

Bir gün, Sevim’le konuşuyorduk…

Ben: “Hadi ya, nasıl olur da biriyle hiç konuşmadan, hiç tanımadan içeri girersin?”

Sevim: “Ne demek istiyorsun? Ben her zaman kapıyı aralarım! Mesela seninle tanışırken direkt kapıyı açtım, neden mi? Çünkü, ya aralasan ne oluyordu, kapalı kalmıyor ki.”

Ben: “Evet ama bazen bazı kapılar, açıldığında hemen kapanıyor. Hem de hızla.”

Sevim: “O zaman açıp kapama. Bırak, bir şeyler kalsın!”

Hadi, kabul ediyorum, bazen kapı o kadar hızlı kapanıyor ki, birinin kapısını aralamanın bile ne kadar tehlikeli olduğunu fark etmiyorsun. Ama Sevim haklı, bazen bir şeyleri bırakmak, çok daha iyi olabilir.

Kapısını Aralamak ve Sosyal Hayat

İzmir gibi bir şehirde, sokaklarda yürürken her zaman karşılaştığımız o “kapısını aralamak” anlarını göz önüne alalım. Mesela bir kafede otururken, birinin bir yere girmesi ya da birinin dışarıya çıkmaya çalışması. O anlarda, o kişilerin söyledikleriyle ne kadar özdeşleşebileceğimizi hiç düşündünüz mü? Bu, bazen sosyal hayatın garip bir parçası oluyor. “O kapıdan girmeye cesaret edebilecek miyim?” diye düşünüyoruz, ama bir yandan da “Keşke o kapıyı aralayabilsem” diyebiliyoruz.

Geçen gün, iş arkadaşlarımla bir kafede oturuyordum. Bir arkadaşım, kafedeki garsona nazikçe “Kapısını aralayabilir miyim?” dedi. Hepimiz birden gözlerini devirdik.

Ben: “Neyini aralıyorsun? Kapı mı, garson mu?”

O: “Ya gerçekten, o kadar da ciddi değildim. Sadece küçük bir espri yapıyordum.”

Ben: “Bence senin ‘kapıyı aralama’ işin biraz tuhaflaştı. Kendi başını belaya sokarsın. Yavaşça aç, yoksa garson kapıyı kapatır!”

İşin mizahi kısmı şu ki, bazen ciddiye almadığımız espriler ve kelimeler birden bire bizim düşünce tarzımıza dönüyor. Ama o da var ki, kapıyı aralamak bazen gerçekten bir espri de olabilir, bir başlangıç da. Kim bilir?

Kapısını Aralamak: Kapanışa Doğru

Kapısını aralamak, aslında hayatın içindeki büyük küçük birçok kararı temsil ediyor. Bazen o kapıyı yavaşça aralayıp, içeri girmek cesaret ister. Bazen ise, sadece bir saniyeliğine durup düşünmek gerekebilir. Her ne kadar küçük bir eylem gibi gözükse de, birini tanımak, birine açılmak, yeni bir şeyler denemek, hepsi o “kapıyı aralama” eylemiyle bağlantılı.

İzmir’de, sokaklarda yürürken bazen o kadar çok kapı açılır ki, bazen hangi kapıyı aralamaya cesaret etmen gerektiğini bulamıyorsun. Ama bu da hayatın ironisi. Kimisi açık olan kapıya doğru ilerler, kimisi ise hala aralanmış kapılara bakar.

Birine, bir fırsata ya da bir ilişkiye adım atmak, bazen bir kapıyı aralamaktan daha fazlasını gerektirir. Bazen bir kapıyı aralamak, o kapıyı sonsuza kadar açmaya karar vermek demek olabilir. Kendi başına, ya da başkasıyla…

Hadi, bu yazıyı sonlandırırken kapımı aralamayı düşünüyorum. Ne de olsa, bazen hayatın kapılarını aralamak, bazen de sadece o kapıları açıp, içeri girmeyi beklemek gerekir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyz